Yunanlıların
dünya görüşüne göre, yeryüzü yuvarlak ve yassı bir diske benziyordu.
Okeanos'ta bu diski çepeçevre saran aslında bir deniz değil, evrensel
bir ırmak ve ırmakların babası olarak tasarlanır. Okeanos anaforlu,
dalgalı bir su olarak düşünülür. Coğrafya bilgilerinin artmasıyla birlikte
Okeanos büyük denizlere özellikle de Atlantik Okyanusu'na verilen isim
olmuştur.

Hesiodos'a göre
Gaia'nın Uranos (Gök) ile birleşmesi sonucu, altısı kız altısı erkek
Titanlar (Devler) oluşur. Okeanos, Titan olmasına karşın tanrı olaylarına
karışmayarak dünyanın ucuna çekilip oraya yerleşmiştir. Hesiodos'un
Theogonie'sinde Okeanos yine bir Titan olan denizin doğurgan gücünü
simgeleyen Tethys ile evlenmiştir. Bu evlilikten sayısı 3000'i
bulan bütün ırmaklar ve yine 3000 deniz kızı (Okeanos Kızları)
doğmuştur. Bu kızlar dereleri ve su kaynaklarını temsil ediyorlardı.
Bu deniz kızları arasında Styks, Asia, Metis, Dione, Filira tanrı ya
da kahramanlarla birleşmişlerdir.
Okeanos ile Tethys tanrılardan uzak, kendilerine göre bir hayat
sürerler. Pek çok tanrıyı saraylarında konuk etmişlerdir. İlyada da
Hera şöyle demektedir;
Gidiyorum
bol besi veren toprağın bir ucuna, Tanrıların atası Okeanos'la, ana
Tethys'i görmeye.
Onlar
almışlardı beni Rheia'nın elinden, saraylarında iyice beslemişler,
büyütmüşlerdi.
