İSKİTLER'İN SON
DÖNEMLERİ
Urartu Krallığı'nın İÖ 6. yüzyılın başlarında yıkılmasından sonra İskitler
Filistin sahili boyunca Mısır sınırlarına kadar hızlı bir yağma seferi
yapmışlardır. İskitlerin gelişini haber alan Mısır Kralı Psammetikos,
onları karşılamış ve çeşitli hediyelerle daha fazla ilerlememelerini
sağlamıştır. Bunun üzerine İskitler geri dönmüşlerdir. Ancak geriye doğru
dönüş yolunda bir grup İskitli, Suriye'deki Askalon şehrini tahrip etmiş
ve tanrıça Aphrodite tapınağını yağmalamıştır. Mısır'da Doğu Delta'da yer
alan Tell Defenneh/Tahpanhes yerleşmesinde ele geçirilen İskit tipi
okucu ve demir hançer İskitler'in Mısır seferinin arkeolojik kanıtları
olarak kabul edilmektedir. İskitler, hastalık, sıcak ve uzun bir yol
katetmelerinden dolayı yorgun bir şekilde Medya'ya dönmüşlerdir. Kral
Madyes ve diğer İskit liderleri Kyaxares tarafından, belki de bu seferi
kutlamak bahanesiyle bir şölene davet edilmişler ve sarhos edilerek
öldürülmüşlerdir. Bu olay İskitler'in Önasya'daki 28 yıllık
egemenliklerinin, yani politik-askeri güçlerinin sonu olmuştur. Kralları
Madyes'in ölümü üzerine lidersiz kalan İskitler kendi yurtlarına, Güney
Rusya'ya geri dönmüşlerdir. Herodotos İskitler'in Önasya'daki bu 28 yıllık
egemenlikleri sırasında kötü bir şöhret kazanmış olduklarını, ayrıca
İskitler'in kendi ülkelerine geri döndüklerinde, Medya seferinde
kendileriyle beraber gelmeyen kölelerinin ve karılarının oğullarından
oluşan bir ordunun direnişiyle karşılaştıklarını bildirmektedir. Bunlar
büyük olasılıkla İÖ 8. yüzyılda Kimmerli yerli halkın arasına yerleşen ve
güneye Önasya'ya ilerlemeyen İskitler'in torunları olmalıdırlar.

Altın broş,
Hermitaj Müzesi (Jettmar 1964, s.185)

Altın broş,
Hermitaj Müzesi (Jettmar 1964, s.188)
İÖ 6. yüzyılın başlarında Önasya'dan Güney Rusya'ya gelen İskitler, Orta
Kuban bölgesinin güneyini ele geçirerek yerleşmişlerdir. İskitlerin
kuzeybatı Kafkasya'ya gelişiyle İskit ve Kuzey Kafkasya tarihinde yeni bir
dönem başlamıştır. Bölgenin Novocherkask tipindeki kalıntılarının yerini
artık Önasya'daki kazanımlarla değişen ve bu nedenle kozmopolit bir
özellik kazanmış olan Yeni İskit Kültürü almıştır. Kuban bölgesine
yerleşen İskitler'e ait en önemli arkeolojik kalıntılar Kelermes (İÖ 7-6. yüzyıllar) ve Kostromskaya (İÖ
7-5. yüzyıllar) kurganlarıdır. Bu kurganlardan Urartu, Assur, Grek kökenli
eşyaların yanısıra step hayvan stilinde bezenmiş değerli eşyalar
bulunmuştur. Kuban bölgesindeki bu kral ve soylu mezarlarında ele geçen
buluntular üzerindeki bezemeler bölgeye güneyden gelen yabancı kültürel
elemanlardır. Ayrıca söz konusu eşyaların büyük bir bölümü de Assur ve
Urartu atölyelerinin ürünü olup bunlar İran'da bulundukları sırada İskit
yüksek sınıfı tarafından elde edilerek Karadeniz'in kuzeyindeki steplere
beraberlerinde getirmişlerdir.

Kostromskaya kurganlarından birinin kesiti
ve durum planı (Sulimirski/Taylor 1991, Fig.31)
İÖ 6. yüzyılın sonlarına doğru Akhamenid kralı, Büyük Darius'un İskitler
üzerine yapmış olduğu sefer, İskit tarihinin önemli olaylarından birini
oluşturur. Herodotos'ta detaylı olarak anlatılan bu sefer Tabula
Capitolina olarak bilinen Grek yazıtı ışığında İÖ 514/513 yıllarına
tarihlenir. Bir grup araştırmacı Büyük Darius'a ait Bisitun Yazıtı'nda
belirtilen sivri uçlu miğfer giyen İskitler'e karşı yapılan sefer ile
Herodotos'ta bahsedilen İskitya Seferi'nin aynı sefer olduğunu kabul
ederler. Diğer bir grup bilimadamı ise, bu iki kaynakta anlatılan
seferlerin birbirinden ayrı olduğu, farklı tarihlerde ve farklı
bölgelerdeki İskitler üzerine yapıldığı görüşündedir. A.S. Shahbazi
tarafından yapılan bu konudaki bir çalışmada, bu iki ayrı görüş ayrıntılı
olarak ele alınmış ve sonuçta ikinci görüşün doğruluğu desteklenmiştir.
Buna göre; 1. İskit Seferi Büyük Darius'un Bisitun Yazıtı'nda Aral-Hazar
steplerinde yaşayan Doğu İskitler üzerinde yapılmıştır. 2. İskit
Seferi'nin ise, Herodotos'un bildirdiği İskitya seferi olduğu ileri
sürülmektedir. Bu sefer İÖ 514-512'de İstanbul Boğazı ve Tuna üzerinden
Karadeniz'in kuzey sahilindeki İskitler üzerine yapılmıştır. Büyük Darius
ilk seferinde, İran'ı tehdit eden İskitler'i yenilgiye uğratarak ülkesinin
kuzey sınırlarının güvenliğini sağlamıştır. İkinci İskit seferinde ise,
İskitler'in başarılı savaş taktikleri nedeniyle Tuna Nehri'ne geri
çekilmek zorunda kalmıştır.

Altın aplik,
Hermitaj Müzesi (Jettmar 1964, s.187)

Altın aplik,
Kelermes kurganı (Jettmar 1964, s.27)

Tunç aplik,
Hermitaj Müzesi (Jettmar 1964, s.73)
Büyük Darius'a karşı başarı ile savaşan ve hala güçlü oldukları anlaşılan
İskitler'in, Grek kolonistleri ve diğer yerli halklarla aralarındaki iyi
ilişkiler bu dönemde Karadeniz'in kuzeyindeki steplere Kuzey Kafkaslar'dan
ve Doğu Avrasya steplerinden yeni göçebe grupların gelmesi ile
bozulmuştur. Grekler, atlı savaşçılar olan bu yeni grupları da farklı
kültüre sahip olmalarına rağmen "İskitler" olarak tanımlamışlardır. Göç
eden bu gruplar bölgede karışıklıklara ve huzursuzluklara neden olmuştur.
Grek kolonistleriyle İskit yüksek sınıfı arasındaki yakın ilişki
karşılıklı kültürel etkileşimi arttırmış, sosyal yaşamda ve sanat eserleri
üzerinde Grek etkileri belirginleşmiştir. Dinyeper Nehri havzasında çok
sayıdaki kurganlardan oluşmuş olan büyük nekropoller nedeniyle,
İskitler'in İÖ 4. yüzyılda kısa süreli de olsa parlak bir dönem yaşmış
oldukları düşünülmektedir. Bu nekropollerden en önemlileri Oguz, Certomlyk,
Solocha ve Gajmanova Mogila'dır. Bu dönemde İskitler'in kralı Ataes'tır.
Cesur bir savaşçı olarak da bilinen Kral Ateas İskitler'in batı sınırını
genişletmeye çalışmış, özellikle Makedonya kralı II. Philip ile Tuna Nehri
havzasında uzun süreli savaşlar yapmış ve İÖ 339 yılında bir savaş
sırasında ölmüştür. İÖ 331'de II. Philip'in oğlu Büyük İskender'in
komutanlarından Zopyrion Trakya'ya kadar ilerlemiş olan İskitler'e
saldırmıştır. Geri çekilen İskitler'i Olbia'ya kadar kovalayan ve kenti
ele geçiremeyen Zopyrion ve ordusu geri dönüş yolunda İskitler tarafından
yok edilmiştir. İskitler'in özellikle Grekler'le olan kültürel
etkileşimleri sonucunda toplum yaşamındaki değişim geleneksel göçebe
sosyal sistemini bozmuş ve bunun sonucunda İskitler, politik ve askeri
açıdan zayıflamışlardır. İçten zayıflayan İskitler'e son darbe
Sarmatlar'dan gelmiştir. İÖ 300 civarında yine bir Avrasya atlı savaşçı
ulusu olan Sarmatlar'ın etkisi ile İskitler önce Kırım yarımadasına
çekilmişler, daha batıdakiler ise güneye doğru inerek daha çok Tuna vadisine yayılmışlardır. İÖ 250'den sonra bütün Karadeniz steplerine
Sarmatlar egemen olmuşlardır. İÖ 250 civarında İskiler'in tarih
sahnesinden çekilmesinden sonra küçük bir grup İskitli komşuları olan
Sarmat, Trak, Galat kabilelerine ve Pontus Kralı Mithridates'e karşı
mücadele etmişlerdir. İS 2. yüzyıla kadar zayıf da olsa varlıklarını
sürdüren İskitler, bu dönemde Güney Avrupa'ya doğru ilerleyen Gotlar
tarafından ortadan kaldırılmışlardır.

Altın tarak,
Solocha kurganı (Jettmar 1964, s.25)
İskitler'in kökenleri hakkında günümüzde hala bir görüş birliğine
varılamamıştır. W.M. McGovern, T. Sulimirski ve I.M. Diakonof gibi
araştırmacılar İskitler'in İran kökenli yani Hind-Avrupa'lı bir toplum
olduklarını ileri sürmektedirler. V.J. Murzin İran kökenli bir dil
konuştuğunu iddia ettiği İskitler'in, Karadeniz'in kuzeyindeki steplerde
farklı soylar ve ulusları birleştirerek güçlü bir birlik oluşturmuş
olduklarını düşünmektedir. M.T. Tarhan ise, Kimmerler'in Proto-Türkler
olarak tanımlanan Ural-Altay kökenli göçebelerin batı kolunu
oluşturduklarını, İÖ 8. ve 7. yüzyıllardaki Kimmer-İskit sanatının ve
eserlerinin birbirinden ayırt etmenin imkansız olduğunu, İskitler'in de bu
yakınlıklar ve kültür beraberliğinden dolayı erken Türk topluluklarından
biri olduğunu belirtmiştir.