Kültürlerin bir parçası olan din, tarihin her döneminde, insanoğlu için
önemli bir yere sahip olmuştur. Hitit dini incelendiğinde, farklı etnik
kökenlere ait birçok öğenin bir araya gelmesi ile oluşmuş bir kültür
mozaiğiyle karşılaşılır. Hitit kültürünün bir parçası olan inanç sistemi
de pek çok değişik öğenin birleşmesinden oluşmuştur. Hint-Avrupalı bir
toplum olan Hititler kendilerine ait kültür öğelerinin yanı sıra
tanıştıkları yeni kültürlerden, bünyelerine uygun gördükleri pek çok
unsuru kabul etmişlerdir. Böylece dinsel görüşleri de ilkelden başlayarak
gittikçe karmaşıklaşmış, Eski Hitit Dönemi'ne ait metinlerde geçen birkaç
tanrıdan oluşan tanrılar topluluğu, İmparatorluk Dönemi'nde sayı olarak
artmış ve bunun sonucu olarak tanrılar topluluğu oldukça kalabalık olan
bir dine sahip olmuşlardır.

Bitik Amforasından Kutsal Evlenme sahnesi
Çok tanrılı dinlerde sular, gökyüzü, toprak, ay,
güneş gibi daha birçok unsur ilahlaştırılmıştır. Hitit inanç sisteminde de
bunun gibi doğa unsurları ayrı ayrı tanrılar ile temsil edilmiştir; Güneş
Tanrıçası, Gökyüzü/Fırtına Tanrısı, Kırların Koruyucu Tanrısı gibi. Bu
noktada "Hitit dininin, başlangıçta bir doğa dini mi" olduğu sorusu akla
gelmektedir.

Diskus başlıklı oturan tanrıça.(Norbert
Schimmel Koleksiyonu)
Başkent
Hattuşa'da bulunan din adamları resmi bir pantheon (tanrılar topluluğu)
oluşturmuşlardı. Bir devlet dini olarak karşımıza çıkan Hitit dininin
uygulamalarında, Hitit sivil halkının katılımının olmadığı anlaşılmıştır.
Hitit dininin pratiğinde halka yer verilmiyordu. Bunun en iyi anlaşıldığı
uygulamalar bayram törenleridir. Tabletlerde, törenlere katılan pek çok
tapınak ve saray görevlileri, kral, kraliçe ve aileleri, ülkelerin
beyleri, yabancı ülke diplomatları dışında halkın bu törenlere iştirak
ettiklerine dair bir ifade bulunmamasının yanı sıra bunları
seyrettiklerine ilişkin bir anlatım da yoktur.

Fildişi Dağ Tanrısı heykelciği
Hitit
dinindeki çeşitliliği en iyi şekilde geniş pantheonlarında
görmekteyiz. Hititlerin kendilerini, "bin tanrılı" olarak
tanımladıklarını günümüze ulaşan tabletlerden öğrenmekteyiz. Hitit
tanrılarını etnik kökenlerine göre gruplamak, inanç sistemlerinin
temelini oluşturan bu çeşitliliğin daha iyi anlaşılmasını
sağlayacaktır; Hint-Avrupalı (Hitit-Luwi-Pala), Asianik (Hatti-Hurri-Sümer),
Indo-Ari (Eski Hint), Semitik (Assur-Babil) tanrılar.
Hitit tanrılarının
isimleri Hattice, Hurrice, Sümerce olmasına karşın söz konusu tanrının
işlevi ve niteliği değişmemektedir. Örnek vermek gerekirse, Hitit pantheonunun
baş tanrısı olan Fırtına Tanrısı'nın Hattice adı Taru, Hurrice adı ise
Tesup'tur.
Hititler tanrıları ile nasıl bağlantı kuruyorlardı? Onların neler istediklerini
nasıl bilebiliyorlardı ve kendilerini tanrılara nasıl ifade ediyorlardı?
Semavi dinlere ve hatta Hinduizm'e baktığımızda, insanlara gönderilen
bir kutsal kitap ve tanrı ile insan arasında bir köprü oluşturan peygamberlik
kavramlarını görürüz. Hitit dininde ve hatta pek çok Anadolu ve Mezopotamya
dinlerinde, böyle bir aracının olmadığı, ancak rahip ve rahibeler gibi
din görevlileri dışında tanrılara yakınlığı ile bilinen kişiler olduğu,
okunan çivi yazılı metinlerden anlaşılmaktadır. Bu noktadan hareketle,
tanrıları ile yakınlaşacakları, onlara hizmet edecekleri, onlardan kendileri
ve ülkeleri için isteklerde bulunacakları bir uygulamaya ihtiyaçları olduğunu
düşünebiliriz. Herhalde, büyük bir itina ile düzenledikleri bayram törenleri,
tanrılar ile iletişim konusunda önemli rol oynamaktaydı.
Hattili
Tanrılar
Fırtına
Tanrısı & Güneş Tanrıçası/Arinna'nın Güneş Tanrıçası: Taru & Wuruşema
(Hitit pantheonun
baş tanrı çifti)
Oğulları:
Telipinu (tarımla uğraşan, tahılların büyümesini sağlayan ve bereketliliği
temsil eden tanrı) ve karısı Hatepinu, Nerik kentinin Fırtına Tanrısı
ve Zippalanda kentinin Fırtına Tanrısı
Kızları:
Mezulla
Torunları:
Zintuhi
Yeraltı
Tanrıları: Lelwani, İşduştaya, Papaya
Savaş
ve Salgın Hastalıklar ile
Veba Tanrısı: Şulinkatte
Savaş
Tanrısı: Wurunkatte
Büyü
ile ilgili tanrıça: Katahzipuri
Hitit inancına
göre, tanrılar tıpkı insanlar gibi yaşamakta, yiyip içmekte, aralarında
kavga etmekte, birbirleri ile evlenmekte ve çocuk sahibi olmaktadırlar.Hititlerin
tanrılarını kendileri gibi düşündüklerini en iyi biçimde Boğazköy (Hattuşa)'de
yer alan Yazılıkaya açık hava tapınağında görmek mümkündür. Boğazkale'nin
yaklaşık 2 km. kuzeydoğusunda kalker kaya sivrileri arasında yer alan
iki doğal kaya odasını Hititler, kült törenlerini yerine getirmek için
kullanmışlardı. Bu kutsal alanın kaya yüzeylerine usta bir işçilikle yapılmış
sahnelerde yer alan tanrılardan; erkek tanrıların çoğu ucu sivri, konik
biçimde ve boynuzlarla donatılmış bir külah giydikleri görülür. Külahlarında
yer alan boynuz sayısının çokluğu tanrının rütbesinin yüksekliğini gösterir.
Üzerlerinde beli kemerli kısa etek ve ayaklarında uçları yukarı doğru
kıvrık ayakkabılar vardır. Tanrıçalar ise, başlarında şehir surunu andıran
silindirik başlık ve üzerlerinde yerlere kadar uzanan beli kemerli ve
pilili etek, bluz ve pelerin ile betimlenmişlerdir. Tanrıları, beraberlerinde
yer alan kutsal hayvanları, atribüleri ve hiyeroglif yazıtlar aracılığıyla
tanıyabilmekteyiz. Anadolu'da Boğazköy dışında, imparatorluğun egemenlik
alanını işaret eden bazı yerlere dönemin Hitit kralı tarafından yaptırılan
kaya kabartmaları bulunmaktadır. Örneğin; Adana'da Sirkeli anıtı, Kayseri'de
Fraktin kabartması ve Konya'da Hatip anıtı gibi. Bunların üzerinde yer
alan kral, kraliçe ya da tanrı betimleri ile beraber görülen hiyeroglif
yazıtlar, kaya anıtının kesin tarihini ve dolayısıyla kabartmada betimlenen
kral ya da kraliçenin kimliklerinin belirlenebilmesi açısından son derece
önemlidir.
Hitit inancına göre insan gibi düşünülen tanrıların bir de yaşadıkları
evleri olmalıydı. Hitit metinlerinde Ékarimmi-/ Ékarimna-
ve Sümerce'den alınan É. DINGIR, "tapınak" kelimesi için kullanılmaktaydı.Halka
açık bir tapınma yeri olmayan tapınak yapılarının özel bir odasında, tanrıyı
simgeleyen bir de heykel bulunmaktaydı. Bu heykel her gün belirli bir
törenle temizlenmekte ve tanrıya sunulmak üzere, onu temsil eden heykelinin
önüne, kurbanlar konulmaktaydı.Tapınağın bu en kutsal mekanlarına bazı
rahipler ile kral ve kraliçe dışında kimse giremezdi. Hattusa, tam anlamıyla
bir tapınaklar kentidir. Özellikle IV. Tuthaliya döneminde, kentte mimari
açıdan büyük bir hareketlilik yaşanmıştır ve bu da daha çok dini mimariye
yansımıştır. Bunun sonucu olarak da Yukarı Kent, baştan başa tapınaklar
ile dolmuştur.
 |
 |

Boğazköy Büyük Tapınak planı
Hurrili
Tanrılar
Fırtına
Tanrısı & Güneş Tanrıçası: Tesup & Hepat
Oğlu:
Sarruma
Çift
cinsiyetli tanrıça: Sausga (Koruyucu tanrıça işlevinde gördüğümüz Sausga,
bazı kaynaklarda sağ elinde bir kap tutan kanatlı bir kadın, bazı kaynaklarda
ise sağ elinde balta tutan bir erkek olarak görülür)
Hitit
Tanrıları
İlk
Hitit belgelerinden biri olan Anitta metninde "bizim tanrımız" olarak
bahsedilen tanrı Siu, daha sonra Hititçe metinlerde genel olarak
"tanrı" anlamına gelen bir kelime olarak kullanılmıştır.
Işık
Tanrısı: Siu
Tahıl
ve Hububat Tanrısı: Halki
At
üzerindeki Tanrı: Pirwa
Tanrılaştırılmış
Gün: Siwat
Tanrılaştırılmış
Gece: İspant
Luwi
Tanrıları: Çoğunlukla başkent Hattuşa dışındaki Hitit merkezlerinde
tapınım görürlerdi. Adları çoğunlukla sihirle ilgili törensel eylemlerde
geçerdi.
Hint
Tanrıları: İndra, Mitra, Varuna, Nasatya.
Personel
ve Yönetmelik
Hititlerin yaşamlarında oldukça önemli bir yere sahip olduğu anlaşılan
bu "bin tanrılı" dinin icrasında, ne denli büyük bir organizasyonun gerektiğini
düşünebiliriz. Çünkü dinsel faaliyetler içinde daha önce belirttiğimiz
bayram törenleri dışında; kehanet, fal, dua, ölü gömme merasimleri gibi
daha birçok işlevin eksiksiz ve doğru bir şekilde yerine getirilmesi gerekmektedir.

Geyik biçimli gümüş rhyton üzerindeki kabartamanın
çizimi
(Libasyon Sahnesi)
Tapınakların ekonomik gücünü sağlayan tarım işçilerinin, sanatkârların;
rahip ve rahibelerin; tanrılara törenler sırasında sunulan tüm yiyecek
ve içeceklerden sorumlu olan mutfak çalışanlarının görevlerini aksatmaları,
ülkeyi tehlikeli bir duruma sokabilirdi. Çünkü, Hitit inancına göre tanrılara
hizmet ederken yapılabilecek bir hata tanrıların öfkelenmesine neden olabilir
ve bunun sonucunda da ülke zarar görebilirdi. Bu nedenle, tüm tapınak
görevlilerinin hizmet, temizlik, güvenlik gibi konularda çalışma talimatlarını
içeren enstrüksiyon metinleri hazırlanmıştır.
Bayramlar
Hitit dininin uygulama
alanlarından bir olan "Bayramlar" da değişik etnik kökenlere ait unsurları
birleştirmiş ve Hititler tarafından tabletlere ayrıntılı bir şekildekaydedilmiştir.
Bu yönü ile bayram metinlerini, törenlerin nasıl yapılması gerektiğini
gösteren birer enstrüksiyon metni olarak da tanımlayabiliriz.

Kol biçimli libasyon kapları (Boğazköy)
Belli bir
takvime bağlı olarak, yılın değişik dönemlerinde düzenli bir şekilde icra
edilen ve büyük hazırlıklar sonucu gerçekleştirilen bayramlar, bolluk
ve bereket, verimli yağmurlar, bol mahsul, hayvanların çoğalması, kralın
gücünün artması, dinsel temizliğin sağlanması için, tanrıları memnun edecek
dinsel törenlerdir. Tanrılara yiyecek ve içecek vermek, onlara kurbanlar
sunmak, dinin gerektirdiği gündelik işlerdendi. Bayramlar ise, bunun daha
yüksek düzeyde, daha kalabalık bir toplulukla ve daha zengin malzemeyle
yapılması demektir.

Bir bayram ritüeli rekonstrüksüyonu
Ancak Hititler'deki bayram anlayışı ile günümüz bayram kavramı
birbirine karıştırılmamalıdır. Hepsi belli bir amaç doğrultusunda ve törensel
bir hava içerisinde yapılan bayramlarda uygulanan danslar, müzik icrası,
bazı oyunlar ile ziyafetler oldukça neşeli görünmektedir. Bununla beraber,
bazı bayramlar daha sade kurban ritüellerini içeren seremoniler halindedir.
Bayram kelimesi tek bir kutlamayı çağrıştırıyor olsa da, Hitit bayramlarının
bazılarının kutlanması bir günde tamamlanmaz; içerisinde bir kaç gün süren,
çeşitli kentlerde icra edilen ve hatta bir ayı aşan kutlamaların yapıldığı
bayramlar vardır. Kutlanması uzun süren bu bayramların kaydedildiği tabletlerin
sayısı on ikiyi, on beşi, bazı durumlarda otuz ikiyi bulmaktadır.
Sayfa
İçindeki Resimler:
Darga, M., Hitit Sanatı, İstanbul, 1992.
Neve, P., Hattusa Stadt der Götter und Tempel, Mainz, 1993.
Betin, Uğurhan / Atlas (Rudolf Nauman Kaynak Alınarak)
'den
taranmıştır.