ENSTİTÜMÜZÜN KİTAP ÖNERİLERİ

Köroğlu, K., Eski Mezopotamya Tarihi-Başlangıcından Perslere Kadar, İletişim Yayınları, İstanbul, 2006. 229 sayfa, 46 adet görsel.

 Giriş Bölümünde Mezopotamya’nın coğrafik yapısını değinen yazar, “Mezopotamya Tarihinin Kaynakları” başlığının altında, gerek arkeologları gerekse eskiçağ tarihçilerinin Mezopotamya uygarlıklarının keşfine giden yolu, kullandıkları yöntemleri, yaşanan süreci ve buna katkıda bulunan bilim adamlarını anlatmıştır. Sonraki bölüm Mezopotamya’nın Tarihöncesi’dir. “Mezopotamya’da Tarihsel Sürecin Başlangıcı”, “Erken Hanedanlar Dönemi”, gibi başlıklar altında, Mezopotamya’nın ilk köy topluluklarından kentleşme sürecinin başlangıcı Uruk Dönemi’ne, oradan da Mezopotamya’nın ilk bölgesel güçlerine kadar bir tarihsel perspektif verilmiştir. Mezopotamya’da yazının ortaya çıkış süreci, ilk kentlerin-kent devletlerinin, sosyal organizasyonun, bölgelerarası ticaretin ortaya çıkışı bu bölümlerde ele alınmıştır. “Sami Toplumlarının Mezopotamya’ya Gelişi” başlığı altında ise, bölgede değişen ve yeniden şekillenen tarihsel süreç anlatılır. Artık yeni etnik gruplar, bölgesel güçler ve Tanrı-Kral kavramı ortaya çıkmıştır. Samiler bundan sonra binlerce yıl Mezopotamya tarihine yön vereceklerdir. Bugünkü Araplar’ın ve İbraniler’ in atalarıdır bunlar. Akkadlar, imparatorluk kavramını tanıtmışlardır bölgede. Sargon ve Naramsin gibi Akad’lı yöneticiler kendilerini evrenin kralları olarak tanıtırlar. Dönemin sonunda III. Ur Sülâlesi (Yeni Sümer Devleti) ile birlikte Ur, Nippur, Lagaş gibi Güney Mezopotamya’nın bilinen kentleri en parlak dönemlerini yaşarlar. Ana başlıklarda bu tarihsel süreç verilirken, hemen sonrasında dönemin sosyo-kültürel panoraması da vurgulu başlıklar altında değerlendirilmiştir. III. Ur Sülâlesi’nin ortadan kalkmasıyla, II. binyılın başlarına geldiğinde Yakındoğu'da yeni göçler ve bunun sonucunda yeni siyasi dengeler ortaya çıkar. Aslında oldukça karmaşık olan bu dönemi yazar, toparlayıcı başlıklarla anlatmaya çalışmıştır. Yazılı belgeler ve arkeolojik veriler ışığında ancak tartışmalara girmeden, bilinen etnik grupların veya kent devletlerinin isimleriyle bu dönem ele alınmaya çalışılmıştır.

Kitabın son bölümünü Yeni Babil (Kalde) Krallığı oluşturur. Bu bölüm “Kutsal Başkent Babil”, “Babil’den Sonra Mezopotamya’nın Mirası” gibi alt başlıklarda anlatılmıştır. Uzun yıllar Assur, Kassit gibi krallıkların egemenlik sahasında olan Babil, aslında Mezopotamya’nın kültürel ve dinsel başkentidir. Assur Devleti’nin ortadan kalkmasıyla birlikte Mezopotamya’nın tek hakimi durumundadır. Babilliler Basra Körfezi’nden Çukurova’ya, Suriye ve Filistin Bölgelerine kadar yayılmış, Kudüs’ü ele geçirmiş, Süleyman Peygamber’in tapınağını yağmalamışlardır. Bu olay Eski Ahitte de anlatılır. Daha sonra ise, Babil kentini ve bu kentteki dinsel törenleri anlatılır. Kitabın son bölümü I. binyıl ortalarından sonra Yakındoğu’daki siyasal durumu özetler. Başlangıçta İran Yaylaları’ndan gelen Medler arkasından, yine İran’dan yola çıkarak tüm Yakındoğu’yu egemenlikleri altına alan Persler özetle anlatılır. Persler, Mezopotamya
mirasına sahip çıkmış hatta birçok yapıyı ve kurumu ayakta tutarak, Mezopotamya kültürünün devamına büyük katkı da bulunmuşlardır. Kitap sonunda verilen kronoloji tabloları en son kaynaklara göre hazırlanmıştır. Kullanılan çizimlerin pek çoğunun, bu kitap için yeniden yapıldığı anlaşılmaktadır.

Demiriş, B., Roma Yazınında Tarih Yazıcılığı (Başlangıçtan İ.S. 5. Yüzyıla), Ege Yayınları, İstanbul 2006. 116 sayfa, 1 harita, 4 resim.

Kitap, Roma’nın tarihsel gelişimine uygun olarak dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm “Erken Cumhuriyet Dönemi’nde Tarih Yazıcılığı” başlığını taşır ve konuyu açıklayıcı dört ara başlıktan oluşur. İlk ara başlık olan “Grekçe Yazan Yıllık Yazarları”nda, dönemin yazarları ve yapıtları üzerinde durulmakta, Roma’da tarih yazımının nasıl başladığı anlatılmaktadır. Bölümün ikinci ara başlığını “Yaşlı Cato ve İlk Latince Tarih” oluşturmaktadır. Burada Marcus Porcius Cato’nun yaşamı ile onun tarafından yazılan, bilinen ilk Latince tarih yapıtı olması bakımından son derece önemli olan ve Roma’nın kuruluşundan İ.Ö. 150 yılına kadar gelişimini konu edinen Origines üzerine bilgiler verilmektedir. Üçüncü ara başlığı “Yaşlı Cato’nun İzleyicisi Yıllık Yazarları” oluşturmaktadır. Bu başlığın altına, günümüze yapıtlarından yalnızca fragmanlar ulaşabilen Lucius Cassius Hemina, Gaius Fannius gibi yazarlar konu alınmıştır. Ancak Latince yazmalarına karşın bu yazarlar, “pontifices”in (din adamları) izleyicisi olarak gelişmeleri yıl yıl yazmış ve böylece resmi işleri sıralamanın dışında bilgi verememişlerdir. Dördüncü ara başlık olan “Sulla Dönemi Yıllık Yazarları”, bu dönemde yine yıllık biçiminde tarih yazımı yöntemini kullanan Gaius Licinius Macer, Valerius Antias gibi yazarları ele almaktadır. Dikkat çekici bir özellik olarak bu yazarlar, İ.Ö. I. yüzyılda Roma’nın içinde bulunduğu politik karmaşa nedeniyle,bu ortama uygun yazdıkları metinlerinde, örneğin Sulla’ya yandaş ya da karşıt, kişisel düşüncelerini belirten cümleler kullanmışlardır.
 

İkinci bölüm olan “Geç Cumhuriyet Dönemi’nde Tarih Yazıcılığı” Roma tarih yazımında Roma’da yaşanan politik gelişmelere de uygun olarak bireyselciliğin öne çıktığı, özellikle yakın tarihte yaşanmış bir olayın incelendiği monografi türü bir yazıma yönelen dönemi incelemektedir. Bu bölümde, dönemin en önemli devlet adamı olan ve gerek kendi dönemi gerekse sonraki yüzyıllarda Latin dilinin ustası olarak kabul edilen Gaius Iulius Caesar ve yapıtları üzerine ayrıntılı bilgiler verilmektedir. Sonra, Roma tarih yazıcılığı açısından çok önemli başka bir yazar, Klasik Roma tarihçiliğinin başlatıcısı olarak kabul edilen, tarih yazıcılığında öz ve biçim açısından Thukydides’i örnek alan Gaius Sallustius Crispus’un yaşam öyküsü anlatılarak yapıtları incelenmektedir. Bu bölüm, Cornelius Nepos, Marcus Terentius Varro, Aulus Hirtius üzerine bilgilerle bitmektedir. Üçüncü bölüm “Erken İmparatorluk Dönemi’nde Tarih Yazıcılığı” başlığını taşımaktadır. Bu bölüm Augustus’un sağladığı barış ortamının yazarlara toplum içinde kazandırdığı saygınlık ve Augustus’un tarihe yaklaşımının, kendisine ait belgelerden örneklerle anlatıldığı bir girişle başlamaktadır. Daha sonra dönemin en önemli iki yazarı olan Titus Livius ve Gaius Cornelius Tacitus yaşam öyküleri, yapıtlarının içeriklerinden oluşan ayrıntılı bilgilerle okuyucuya sunulmaktadır. Kitapta özellikle T. Livius’un yapıtı üzerinde durularak Roma’nın kuruluşundan İ.Ö. 9 yılında Drusus’un ölümüne kadar olan dönemi konu alan ab urbe condita üzerine bilgiler verilmektedir. Ayrıca G. C. Tacitus’un yapıtları olan Historiae ve Annales üzerinde durulmaktadır. Bundan sonra “Erken İmparatorluk Dönemi’nin Diğer Tarih Yazarları” ara başlığıyla Asinius Polio, Pompeius Trogus, Fenestella, Velleius Paterculus, Valerius Maximus, Quintus Curtius Rufus, Gaius Suetonius Tranquillus yaşamları ve yapıtları konu edinilmektedir.
 

Dördüncü bölüm “Geç İmparatorluk Dönemi’nden Geç Antikçağ’a Tarih Yazıcılığı”, olayların ayrıntılarına girilmeden, tarih sıralamasına uygun olarak gün gün gelişmelerin yazımıyla oluşan kroniklerin bulunduğu son dönemi kapsamaktadır. Bu bölümde, Aurelius Victor, Eutropius gibi yazarlara ilişkin bilgiler verildikten sonra Roma tarih yazıcılığının son büyük temsilcisi Ammianus Marcellinus anlatılmakta, ardından Latin dilinde yazan, örneğin Tyrannius Rufinus gibi kilise tarihçileri incelenmektedir. Daha sonra biyografik bir çalışma olan, yazarı belirsiz Historia Augusta adlı yapıtla ilgili bilgiler verilmektedir.

Bölüm, tarih yazıcılığında öne çıkan beşinci yüzyıl Hıristiyan yazarları Paulus Orosius ve Salvianus ile ilgili açıklamalarla sona ermektedir.Kitabın sonunda yer alan “Genel Değerlendirme” ile yazar, çalışmasının sonuçlarını ortaya koymaktadır. Böylece kitap, tarih yazıcılığının Roma öncesi dönemine kısaca değinilmesinin ardından “rhetorica”nıntarih yazıcılığı üzerine etkisi, biyografi yazımı ile tarih yazımının etkileşimi ve genel olarak Roma tarih yazıcılığı üzerine yazarın yorumlarıyla sona ermektedir. Kişi ve yer adları ile bazı terimleri içeren “Dizin”in kitapta yer alışı, özel konularda araştırma yapanlar için bir kolaylık oluşturmaktadır.